Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2011 Salı

Boyun Kırılır Kafa Elinde Kalır

Uzun bir aradan sonra galibiyet görmek hem de gol yemeden kazanmak keyfimizi biraz olsun yerine getirdi. Maçı izlerken attığımız gollerde yaşanan, artık klasikleşen bir sahne yine yaşandı. Artık uyarma zamanımız gelmiştir.
İ.K (23) adlı Beşiktaş'ı her anında yaşayan, golleri içinde yaşayan her sevinçte golü atana ilk koşan futbolcunun, gol sevinçleri artık takım için tehlike arz etmeye başladı.
İlk değildir bu yürekle böyle devam ederse son da olmayacaktır.

Çeşitli zamanlardan kareler,









Seviyoruz Seni İsmail !
Bundan sonraki sevinçlerinin takipçisiyiz. 

18 Şubat 2011 Cuma

Herkes Evine..

Rahat kafayla takımın analizini çıkaralım demiştik bu akşam iyi gözlemledik uzun uzadıya birşeyler yazacaktım.
Vazgeçtim, aşağıdaki açıklamayı gördüm vazgeçtim. Büyük adamsın.

''Burada skorun sorumlusu da takımın sorumlusu da benim. Dışarıda yapılan bağrışmalar, her neyse beni ilgilendirmiyor. Bundan rahatsızlık duyan varsa stada gelmesin, eve gitsin''

16 Şubat 2011 Çarşamba

Delidir Ne Yapsa..


Yeridir demek de yanlıştır, yaptığı da yanlıştır demek de... 110 yıllık bir tarihin %10'unu oluşturan ''adam''ı bir gecede silen bir camianın içindeyiz. Ne Toraman Ne Deli, savunulacak yanı yoktur belki, son zamanlarda yaşananlar da ortadadır. Burda mesele taraf olmak değil bu olayın taraflara ne kazandırdığı ve ne kaybettirdiğidir.

Deli; belki sezon sonu jubile isteyecekti belki şu ana kadar yapılan jubilelerin en iyisini ona yapılacaktı, ki Sayın Başkan bugün basın toplantısında isterse sezon sonu yaparız demesi abesle iştigaldir.

Toraman; Yıllarını Beşiktaş'a vermiş, onun zamanında 150 değişik futbolcu forma giymiş, 4 ürün sponsoru 3 başkan eskitmiş insana karşı haklı veya haksız hedef olması dışardan bakan için kendisinin kötü görülmesine sebep olmuştur.

Beşiktaş Futbol Takımı; Sezonun önemli 2 maçı öncesi ki -A.Gücü maçının kaybı sonrasında ligdeki hedeften uzaklaşması- Fenerbahçe maçına istinaden sezonun en önemli maçı, Kiev maçından 4  gün önce yaşanan bu olay takımda 1 aydır forma giyen takımın önemli silahları olan 3 yabancı dahil olmak üzere takımın gözünde kaptanları maçın devre arasında birbirine girmesi ne kadar olumsuz etkileyebileceği ortadadır ki Kiev maçında yaşanacak bir kazada fatura Toraman'a Kdvsi Üzülmez'e kesilecektir.

Beşiktaş Camiası; herkes kendine göre haklı, herkesin bir tarafı var, herkes tarafının savunulacak bir yönü olduğunu söyler. Forumlar, sosyal medya ve Beşiktaş basını Üzülmezciler vs Toramancılar olarak kutuplaşmaya hızla gitmesinin bir üst evresi Kiev maçında -aman ha olmasın- -olacaktır- Toraman'ı bir grup tribüne çağırırken diğer grubun protesto etmesi ve Üzülmez'e bağırması o takımın öncelikle Toraman'ın psikolojisini direk etkiler.

Burdan sonrakiler bir İbrahim Üzülmez savunması değildir,
Gelelim en önemli başlığa, bunu buraya kadar getiren ve eline yüzüne gözüne her yerine bulaştıran bulaştırmakla kalmayıp basın toplantısı ile bunu sıvayan Beşiktaş Yönetimi,
Tarihten kopup gelen her ne kadar hatası olsa dahi formasını giydiği dönemde kaptan olarak sahaya çıktığı maçların hepsi hiçe sayılarak bir gecede tarihinin %10'una çizik çeken yönetimin ayıbı, Toraman'ın ayıbından da Üzülmez'in ayıbından kat kat fazladır.

Bunun çözümü bu olmalıydı geldiği günden beri Toraman ile yaşadığı iki sorun dışında yanlışı olmayan geldiği günden beri formanın hakkını veren vermeye çalışan sahada her şeyini ortaya koyan insana bu yapılmalıydı. 
Açıklamalar sonrasında onu yapamazdık Beşiktaş kaptanıydı bunu yapamazdık Beşiktaş kaptanıydı o yüzden sözleşmeyi feshettik demek rezilliğin belgesidir. 2 gün öncesinde Özgener'e faşist demenin yanında bu yapılanların ne olduğunu sormak gerekir.
Ayıptır emeklere yazıktır görmezden gelin demiyoruz ama çözümü bu olmamalıydı.
İnsaf biraz be yahu. Ayıptır. 

Görüldüğü üzere Beşiktaş yönetimi olağanüstü durumlarda kriz yönetmeyi beceremediğini ortaya koymuştur.
Bu olaydan sonra Beşiktaş yönetimi İbrahim Üzülmez'in sözleşmesini değil kendini feshetmiştir.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Mühim Olan Ne Gördüğün Değil, Nerenle Baktığındır

Sayın Sarvan rezilliği sıvama yoluna gitmiş demiş ki insan gözüyle görülmesi mümkün değil. Mart ayında bir toplantı varmış Galler'de o toplantıda tartışılacakmış konu, yani bu maçtan sonra yine bir maçta böyle bir rezalet yaşanırsa ön açıklama mahiyetinde böyle bir demeç vermiş.
Soldaki karede görüldüğü üzere pozisyona gol diye sevinen güvenlikçinin kaleye olduğu mesafe ile Kamil ve Kamil'in saz ekibinden arkaşının olduğu mesafe arasında farkı hesaplamak pek zor olmasa gerek.


Sayın Sarvan, bu güvenlikçi gözüyle görebilen insansa peki siz nesiniz?

18 Eylül 2010 Cumartesi

Beşiktaş - Cska Sofya

Skorbordda 11 geçerken bu takımın nasıl basacağını önde top tutacağını tartışıyorduk daha maç başlamadan, başladı yanılmadık. İlk 20 dk ayağa pas yapan takımda zeminin ağırlaşmasıyla kısa pasların bile ulaşmayan, top yapamayan, baskı kuramayan bir takım haline geldi. Ama takım öyle bir takım haline geldi ki bu maçı kazanırız ama ne zaman atarız görüntüsünde. Schuster dayı rotasyon yapa yapa bir gün herkesi 11 diye sürecek sahaya. Sahanın en çok sırıtanı da sağ kanat oldu. Rıdvan için artık yolunu gözler olduk Hilbet her öne çıktığında Ekrem'in arkasına adam kaçırması tribünlerin Hilbert'in yaptığı her hata da homurdanmasına neden oldu. Hilbert takımdan 10 dk önce ısınmaya başlaması gerek görünen o Dk 60'dan sonra açılan bir sağ kanadımız var. Sezon sonuna kadar ''sağ'' kalacak gibi. Dk 59 oyuna giren Ricardo Quaresma.. Alışık değiliz biz bu sahnelere Porto'larda Dk 85de 2-0ken oyun biz Higuain'in oyuna girmesine alışmıştık.
4-3-3 görünen takım bir yerlerde eksikdi. Bu takım Necip'i arar oldu. Evet bu takım dün sahada Necip'i aradı. Necip 11 başlasaydı ilk yarıda iş bitmiş olurdu. Holosko veya Tabata'nın yerine, hangisinin yerine olması önemli değil sahanın zayıf halkalarıydı bu ikili özellikle Tabata'nın ezdiği topları Schuster dayı görmüştür heralde Kadıköy'e böyle başlamaz diye ümit ediyoruz.
Quaresma'nın oyuna girmesi takıma ve tribüne bir hareket getirdi. Artık bir fenomen haline gelen İbrahim Üzülmez'le bindirilen ataklar, pozisyona bile girmesi hata olan Tabata'yı Hilbert'i pozisyona soktu.
Hilbert'in sağ cizgiye Holosko'nun da sol çizgiye yapışması Guti'nin ortada tek kalması, önde olması gerekirken arkadan top almasına neden oldu. Quaresma girdikten sonra Guti de önde oynayama baskı kurmaya, pas yapmaya başladı.
Bu takım tek forvet oynayacaksa santraforu Bobo olmalı Nobre'nin ilerde tek kalması top tutmasına engel sırtı dönükken verdiği mücadele de yardıma gelen olmamayınca boşa çıkıyor. Dikine gidebilen bir Bobo arkasında Guti gibi ne zaman nereye atacağını bilen adam olduktan sonra Nobre'den daha fazla katkı sağlar.
Hakan oyunun içinde olmayan tek adamdı. Yaptığı bir kaç hata da buna bağlı yine çıkardığı pozisyonlar da vardı.
Ernst ne kadar arkada tek de kalsa bir çift ciğer de dilesek sorun etmiyor hiç bir şeyi her maçın en iyisi her maçın en dirisi en çok mücadele edeni Ernst elinden gelenin fazlasını son dakikada yaparak haftasonu öncesi demoralize olmayı engelledi, grupta başka hesaplar yapmamayı sağladı, ki şu statü de grup lideri olmanın değerini grup sonrası gelen rakiple anlayacağız gibi.
Önde basan bir takım ilk en ciddi sınavını haftasonu Kadıköy'de verecek, şu zamana kadar verilen pozisyonlar Kadıköy'de verilrse eyvah eyvah ki Ferrari'nin sakatlığı sahaya Üzülmez Zapo Toraman Ekrem 4'lüsünün çıkacağını belli eder gibi oldu. Maçın kaderini etkileyecek 2 oyuncu olacak gibi biri Quaresma'nın karşısındaki G.Gönül, diğeri Stoch'un karşısındaki Ekrem. Ne kadar Ekrem Gökhan'dan zayıf görünse de Quaresma'nın da Stoch'tan daha fazla katkısı olacağı kesin. Sabahki bilet çilesinden sonra pazar günü gidiyoruz Kadıköy'e 5 sezon sonra yüzümüzün gülmesi dileğiyle.

12 Eylül 2010 Pazar

Sana Gelmediğimiz Gün..


Üzerinden öyle zaman geçmiş ki hatırlamıyorum içerde gidemediğim maç hangisiydi diye? 2006-2007 Sezonu aklıma gelen tarih galiba Ağustos sonu Konyaspor maçıydı.. 2-1 diye hatırlıyordum şimdi baktım 3-1 biten Burak Yılmaz'ın 2 gol attığı maç. Radyodan dinlemiştim amaçsız uzatılan tatil nedeniyle kaçan bir maçtı. Üzerinden tam 4 yıl geçmiş 4-0lık bir maç kaçırıyoruz.

Önemli olan katılmak skoru önemli değil diyoruz ve bahsedilen zamandan itibaren yapılanlar maç saatinden yarım saat önce maça gidemeyeceğim anlaşıldığında gözümün önünden geçivermeye başladı, öğrencilik güzel şeymiş dedirtti. Bayram günü bile çalışmak yemişim bayramı hele de maç saati çalışmak zormuş arkadaş oturduğun yerden de stadın ışıklarını görüyosan orası feci koyar işte adama. Maç başlar linkler bulunur maç izlenmeye başlanır ama maç zaten 1-0 dakika da 30 olmuştur. Pc mönitöründen iç saha maçı da izlenmemişti izledim hiç de keyifli değilmiş. Link var mı link var mı ? yok arkadaş napcan izlenmiyor birader ! 

Lig başlamazsa.. diye başlayan iletilerle sezonu açtık içerde daha ligin 2. maçı ve kaçırdık. Aklımızı kaçırmaya ramak kala bu gidiş gidiş değil değişim şart. Beşiktaş'ı hayata göre kurmayı beceremedik ilk sınavda. Demek ki olmuyormuş, Hayatı Beşiktaş'a göre kurmayı denemeye devam ederiz.